Alevi, deyişleri, nefesler, niyaz, hak, yedi ulu aşık, Aşık Bektaş Yıldız, Aşıkı, Aşık Veli, Deli Boran, Geredeli Aşık Dertli, Dertli Divani, Dertli Fakir, Derviş Ali, Derviş Edna, Diveli Mehemmed, Esiri, Fedai (Çorumlu), Garibi, Harabi, İbrahim, İbreti, Kemteri, Kul Arif, Kul Fakır Ali, Kul Himmet Üstadım, Kul Hüseyin, Mecnuni, Meluli, Noksani, Remzani, Sadık Baba, Sefil Ali, Seyit Süleyman, Sıdkı Baba (Aşık Pervane), Turabi Akbal, Visali, Yanyatan (Ali Belli), Amasyalı Fedai Baba, Miraçlama Örnekleri, Duaz-ı İmam Örnekleri, Mustafa Kemal Atatürk, Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa, Yunus Emre, Hallacı Mansur, Teslim Taşı, Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Alevi Belgeseli, Zakir, On iki imam, Hacı Bektaş Veli Evlatları, Ahmet Cemalettin Çelebi, Balım Sultan, Bektaş Çelebi (Şiri), Feyzullah Çelebi- Feyziya, Güzide Ana - Katibi, Hamdullah Çelebi- Hasreti, Hüseyin Fevzi - Çelebi (Ulusoy), Seyyid Ali Sultan, Veliyettin Çelebi- Hürremi, alevi-deyisleri-nefesler - Aşığın Sözü Kuran'ın Özü, Telli Kuran, Postnişin, Bektaşi, Nefes, Erkan Çanakçı, Amasya, Tokat, Zile, Çorum, Şanlıurfa, Adıyaman, Alevi Deyişleri Nefesler - Esiri Baba

Alevi Deyişleri Nefesler

Esiri Baba

ESİRİ (Malatya)

HAYATI
1843’te Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Güvenç köyünde, aynı ilçenin Başak (Başak) köyünden göçen bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.
Asıl adı Mehmet olup, babasının adı Kasım’dır. Babası Hekimhan'ın Hasançelebi bucağına bağlı Basak köyü halkından olup XVIII. yüzyılda yörenin en ünlü aşıklarından biri olarak bilinen Baboğ Dede'nin dördüncü oğludur. Kasım Ağa, Baboğ Dede'nin vefatından sonra kardeşlerinden ayrılarak Basak köyü yakınlarında bulunan Güvenç köyüne yerleşmiştir.
20 yaşma kadar köyde çobanlık yapmış, 20 yaşında Hacı Bektaş'a gidip, Feyzullah Çelebi’den himmet alarak aşıklığa başlamıştır
 
Mehmet (Esiri) 1259 (miladi 1843)'da ailenin üçüncü çocuğu olarak Güvenç köyünde dünyaya gelmiştir. Köyde okuma yazma öğrenip günlerini çobanlık yaparak geçiren Mehmet, dedesi Aşık Baboğ gibi iyi saz çalar, usta malı şiirlerin yanında kendi deyişlerini de söylemeye başlayarak yakın çevresinde Aşık Mehmet olarak adını duyurur.


           Aşık Mehmet 20 yaşına geldiği zaman artık kabuğuna sığmaz olur ve bir gün kardeşlerine "Benim özümde muhabbet coş eyledi. Ben Hacı Bektaş'ta Feyzullah Çelebi'yi ziyarete  gideceğim" diyerek köyünü terk edip  Hacı Bektaş'a gider. Feyzullah Çelebi'den manevi himmet alarak aşıklığını beyan eder. Aşığın sazını ve sözünü dinleyen Feyzullah Çelebi "Söyle Esiri'm sakla sırrımı" deyince  artık şiirlerinde Esiri mahlasını kullanmaya başlar.

Güvenç köyünde evlenen Esiri , ileri yaşına rağmen köyünü terk ederek çocuklarıyla yine Hekimhan 'ın merkez köylerinden Çulhalı köyüne yerleşir. 1329 (miladi 1913) yılında 70 yaşındayken Çulhalı köyünde Hakk'a yürüyen Esiri, bu köyde defnedilmiştir.

Esiri'nin şiirlerinin toplandığı iki büyük defter mevcuttur. Bunlardan biri Hamza adlı torununda kalmış, diğeri de 1952 yılında Malatya ili Yazıhan ilçesi Karaca köyünden Abdurrahman Ünlüer tarafından alınıp Ankara'da Avukat Cemal Özbey'e verilmiştir. Cemal Özbey tarafından uzun yıllar saklanan bu defter Cemal Özbey'in vefatından kısa bir süre önce 1993'te Malatya 'ya gelişinde bizzat kendisi ''yaşlandım ve rahatsızım. Bu şiirleri değerlendiremedim. Bunların kıymetini ancak siz bilirsiniz'' diyerek bana vermiştir. Halen bende olan bu defterde 250 şiir bulunmaktadır. Hekimhan ve çevresinde yaptığımız araştırmalar sonucu elimizdeki şiir sayısı 270'e ulaşmıştır. Şiirlerinin bu kadar olmadığı, sayının daha da artabileceği kanısındayız.
Cemal Özbey'e Yazıhan'ın Karaca köyünden 4.2.1956'da yazılan ve Özbey tarafından fotokopisi bana verilen bir mektupla yine Cemal Özbey'e yazılan isim yerinde bir imza bulunan tarihsiz bir mektupta belirtildiğine göre Esiri hayatında 17 defa Hacı Bektaş'a gitmiş olup dergahtan ilgisini hiç kesmemiştir.

Bilindiği gibi Hacı Bektaş dergahı dönemin bir eğitim kurumu niteliğindedir. Ham gelen, hizmeti ölçüsünde pişmiş döner. Hacı Bektaş'a gelen Esiri dini tasavvufi ve manevi kültürünün yanı sıra ilmini de bir hayli artırmış ve divan-gazel gibi türlerde aruz ölçüsü ile olgun şiirler yazabilecek duruma gelmiştir.

DEYİŞLERİ
1)
Bir sadık yar gördüm dalgam taşırdı  
Kınaman gaziler dem delisiyim
Alıp aklım beni derde düşürdü
Aktı didem yaşı nem delisiyim

Sevdaya düşürdüm sevdasız seri
Beni Mecnun etti hubların biri 
Hakikatta dört kapının haberi
Dediler lem Ali zem delisiyim

Sensin var eyleyip veren nasibim 
Yürekte yaraya merhem talibim 
Medet mürvet güneş yüzlü habibim 
Seni görmeyeli gam delisiyim

Nazar eyle şu bülbülün ötüşün
Kahpe felek niçe yıkmış örüşün
Eğer sorarsanız benzim sarışın 
Mihrican dokunmuş sam delisiyim

Gel Esiri bi-bakayı yaptırma  
Bu fena dünyaya gönül kaptırma 
Doğru yürü Hak ırakı saptırma 
Yürektedir yaram em delisiyim

2)
Uyan gafletinden ey sahip ikrar
Aç gözünü temennaya bel bağla
İkrarıdır eden Mansur’u berdar
Levh-i mahfuz tecelleya bel bağla
 
Dediler sağ uçar mürşide uyan
Âdemi zat olur demeden duyan
Üçlerin beşlerin rengine boyan
Hak Muhammed Mustafa’ya gel bağla
 
Ararlar yükünü mal var mı deyi
Hiçbir hakka yarar hal var mı deyi
Sorma bundan öte yol var mı deyi
Uy katara bu sevdaya bel bağla
 
Dağlama her hara yitirip izi
Yüz bin hane keser kâmilin sözü
Nefsi katledenler olmaz mı gazi
Şahı Merdan Mürteza’ya bel bağla
 
Gel ESİRİ oluver didara âşık
Sözün söyle bezmi irfâna layık
Âşıkın hâlinden bilmez mi maşuk
Her bir halde Rıza’ya gel bel bağla
KAYNAK: İsmail Özmen, Alevi- Bektaşi Şiirleri Antolojisi Cilt4

3)
Lale, sümbül, gül ,ireyhan kokuşlum
Şöyle bir civana yandırdım bu gün
Yavru şahin tor balaban bakışlım
Şöyle bir civana yandırdım bu gün
 
Hayli zaman oldu sevdası serde
İntizarım kaldı sevgili yarda
Ben şu halde serbest gezdiğim yerde
Şöyle bir civana yandırdım bu gün
 
Dilin taze yağdır, şekerdir sözün
Hilaldir kaşların mestane gözün
Adın hep dilimde işvesi nazlım
Şöyle bir civana yandırdım bu gün
 
Seni hup yaratmış nurundan Mevlâ
Beni Mecnun etmiş seni de Leyla
Sevası serime er gördü Mevlâ
Şöyle bir civana yandırdım bu gün
 
Hüsnü matahını eyledim Pazar
Mahitap cemâlin kılalı nazar
Bu ESİRİ niçin sevdana gezer
Şöyle bir civana yandırdım bu gün
**Esiri bu deyişini Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin torunlarından Veliyettin Çelebi’nin büyük oğlu Hüseyin Fevzi için söylemiştir.
KAYNAK: İsmail Özmen, Alevi- Bektaşi Şiirleri Antolojisi Cilt4
 
4)
Çalıya çırpıya hara bağlanma
Eğer bülbül isen güle doğru gel
Bi vefanın ikrarına bağlanma
Mansur'un gittiği yola doğru gel
 
Sakın ol çıkarma sırrını faşa
Yol eri ol hain olma yoldaşa
Derler çoktur iki sevda bir başa
Birlik makamında hala doğru gel
 
Çıkarırlar yoldan ahdin bozanı
Arif hiçe yazdı küfür yazanı
Gel sofu tan etme sarhoş gezeni
Hak nazar ettiği kula doğru gel
 
Gel ESİRİ birle settar ismini
Gaziler meydanda çalar hamsini
Kavli sadık nara yakmaz cismini
Güvenme bu genci mala doğru gel
KAYNAK: İsmail Özmen, Alevi- Bektaşi Şiirleri Antolojisi Cilt4
 


Yararlanılan Kaynaklar:
http://turkuler.com
http://culhalibiz.webnode.com.tr/esiri-baba/
İsmail Özmen, Alevi-Bektaşi Şiirleri Antoljisi 1998

Teşekkürler: Ali Ekber Ay (Hekimhan/Çulhalı)





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Mesajın:
Bugün: 125
Toplam Ziyaretçi: 323114
.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=